Gidiyorsun
Gidiyorsun, bunu biliyorum
Gözlerim gözlerinin önünde duvar oluyor
Yüzüm yüzün oluyor
Ellerim ellerin.
Ben gidiyorum,
Sen kalıyorsun.
Gidiyorsun, bunu biliyorum
Gözlerim gözlerinin önünde duvar oluyor
Yüzüm yüzün oluyor
Ellerim ellerin.
Ben gidiyorum,
Sen kalıyorsun.
Elmas gibi dönüyordu dünya
Parça parça ışıkları üstümüzde bir leke
Bir çocuk
Özgürlüğünü kustu üzerimize
Ve sordu
Nedir yaşamak?
Yaşamak o yıllarda
Bir ayçiçeği tarlasında
Koşmaya
Benzerdi
Sürekli peşimizde havlayan
En büyük korkumuzdu zaman
Ve en kötü suçumuz
Ham meyveleri yemekti.
Görmek o yıllarda
Sapsarı bir rengin
Ötesine geçemezdi
Konuştuğumuz kadardı aklımız
Ve yaralarımız
Dizlerimizden ibaretti.
Sevmek o yıllarda
İki el arasında sıkışmış
Rüzgardı
Ayaklar altında esen
Bahardı
Papatyalarla süslenmiş
Özgürlük o yıllarda
Çok da önemli değildi yani
Gün batana kadar
Dışarıda kalabilmekti
Yani bir elmayı koparmak
Ya da bir dondurmayı
Çok soğuk bir havada
Yemekti
Bir sineği öldürmek kadardı
Yerine göre
Yosunlarla kaplı bir denizde
Yüzmekti.
Oysa çocuk şimdi
Saf bir mutluluğun elçisi
Olmaktan uzak
Çok uzak
Sorularla yaralanmış
Ve korkak
Yani şimdi
Yaşamak kimine göre
Derin bir denizi anlamlandırmak
Her gün bir soruyu daha
Cevaplamak
Koşmak değil de
Yürümek ağır ağır
Nefes almayı
Başarmak.
Görmek şimdi
Bir çocuğun yüzüne bakabilmek
Gölgelerin arasında
Bütün renkleri
Göz aşinalığıyla da olsa
Seçebilmek.
Sevmek şimdi
İki el arasında
Olmaktan uzak
Çok uzak
Mevsimse
Mevsimlerin karıştığı
Sevinçse
Hüzünlerin karıştığı
Ve gülmekse
Her zaman
Gözyaşını
Çağırdığı
Sarıların arasına
Siyahların sıçradığı
Bir boşluk rüzgarında
Sallanıp duran
Zayıf bir salıncak
Özgürlük şimdi
Çok da önemli değil yani
Kimine göre bir kalem
Ki güçlükle yazan
Kimine göre bir kağıt
Rüzgarda savrulan
İşte şimdi
Kaçıyoruz hepimiz
Hepimizden
Çocuklardan ve ölülerden
Bir sivrsisinek vızıltısına bile
Dayanamıyoruz
Ellerimiz temiz olmaktan uzak
Çok uzak
Ve durmaksızın ilerleyen zaman
Kovalıyor bizi
Sürekli
Ve her gün soruyoruz,
Kimimiz bir, kimimiz üç kere:
"Şimdi nereye?"
İçimde
Sürekli bir yerlere gitme isteği
Gitmenin
Nereye olursa gitmenin
Kaldıramadığım o umutsuz
Kuru ve loş üzüntüsü
Geçenlerde oturmuştuk biriyle
Gitmek demişti
On beş gün içinde
Üç dört günlüğüne
Kaybolmak başka şehirlerde
Ne güzel olurdu
gitmek, belki de
bir rüya, zaman zaman
gördüğüm, ve
içinde yaşadığım
o ayçiçekleriyle dolu
bin hüzün tarlası
ne zaman olursa
gidecek, geri dönecek olsam
o bulutlu aydınlık
o soğuk güneş
kaldırımların ortasına yaptığım
kırık camdan kulelerim
ne zaman, ne zaman olursa
yeniden, yeniden düşlerim
annem çağırır beni:
"hadi oğlum!"
Geçenlerde oturmuştuk biriyle
Gidelim demişti
Nereye olursa
Gidelim
Şöyle bir iki günlüğüne
Serin sularda yüzelim
Gidelim
Kasım bitiyor
Umursamazlığın
Ve maviliği
Saçlarının
Melankolisi
Ellerinin
Beyazlığı
Ve saflığın
Kasım bitiyor
Yalnızlık, kaybolmaktır.
Yalnızlık, onun gözleridir.
Yalnızlık, onun gözlerinde kaybolmaktır.
Yalnızlık, kendindir.
Yalnızlık, sensizliktir.
Yalnızlık, odur.
Yalnızlık, kendin olamamaktır.
Yalnızlık, kırmızıdır.
Yalnızlık, mavidir.
Yalnızlık, siyahtır.
Yalnızlık, sarıdır.
Yalnızlık, koşmaktır.
Yalnızlık, durmaktır.
Yalnızlık, beklemektir.
Yalnızlık, gitmektir.
Yalnızlık, denizdir.
Yalnızlık, uçurumdur.
Yalnızlık, yapraktır.
Yalnızlık, rüzgardır.
Yalnızlık, gecedir.
Yalnızlık, kalabalıktır.
Yalnızlık, ürpermedir.
Yalnızlık, kalabalık bir gecede acı bir ürpermedir.
Yalnızlık, acıdır.
Yalnızlık, dayak yemektir.
Yalnızlık, öldüresiye dövmektir.
Yalnızlık, serttir.
Yalnızlık, ağırdır.
Yalnızlık, öldürmektir.
Yalnızlık, nefrettir.
Yalnızlık, suçtur.
Yalnızlık, kanatır.
Yalnızlık, kaybetmektir.
Yalnızlık, kazanmaktır.
Yalnızlık, hiçtir.
Yalnızlık, heptir.
Yalnızlık, aşktır.
Yalnızlık, sekstir.
Yalnızlık, sevmektir.
Yalnızlık, düştür.
Yalnızlık, düşünmektir.
Yalnızlık, hissetmektir.
Yalnızlık, insanın ta kendisidir.
,
I
Saat biraz geç kalıyordu
İkimizden birisi
Hep geç kalkıyordu
Ve zaman
Hepimizi kovalıyordu
Durmadan
Sen kaçıyordun
Ben
Hiçbir yere
Gitmiyordum.
Kirpiklerden yere düşen
O ince ince yollar
Hiçbir yerde
Kesişmiyordu.
II
(Ki zaman
Belli belirsiz
Bir kalabalıktı
İçinde durulmayan)
III
Ve siz,
Koşuyordunuz
Durmadan.
Bense hep
Soruyordum:
Şimdi nereye?
IV
Belki de
Biz, hepimiz
Kimselerden kaçıyorduk
Kimse bizi kovalamadan
Ama işte oradaydı
Zaman
Kimimiz birimizi beklerken
O kendinden
Kaçıyordu
Geç giriş
Ben neler duyuyorum
Neyi nasıl hissediyorum
Ve neresinden bakıp da uzanıyorum
Bu canhıraş yalnızlığa
V
Zaman yok diyorum
Durup durup seni düşünüyorum
Renklerin en ince yerlerini
Nasıl da sende buluyorum
Gidecek olsam birden hızlıca
İçimde bulutlar kadar düşlerim var
Kalsam, bekleyecek olsam
Yağmurlar kadar ağır hüznüm
Yollar, yollar var ama
Ne zaman, ne zaman
Zaman, ah zman
Keşke gözlerimin burcunda
Saklayıp saklayıp da
Biriktirmeseydim
Seni
Zaman, ah zaman
Ne zaman, ne zaman
Yetişemiyorum düşüncelerimin hızına
Ben kayboluyorum, ve
İçimde kalabalık usulca
Kendinden habersiz
Benimle beraber olan
Her an, her küçük saniye
Yanımda dolaşan
Küçük kara sinek
Saçlarını yeni boyamış
Yalnızlıktan
Siyahı geceyi andıran
Masmavi bir balık
Ama küçücük bir kara sinek
Yanımda dolaşan.
Seni tam bir buçuk saat bekledim.
Sen gittin, ben gidemedim.
Birileri birilerini arıyor
Cezayir Sokağı'nda.
Bir Beyoğlu sokağında öptüm seni
Arnavut kaldırımlardan atlayıp Karaköy'e geçmiştik
Sen dondurma yiyordun çikolatalı
Çikolata dudağının kenarında
Durup durup bana bakmıştı:
Portakal suyu mu içmiştin
"Vous voulez parler français?"
Gecenin rengi siyaha kayar
Sarılara bakamam, utanırım
Ellerim titrer, terler ellerim
Bir sigarayı bile tutamam, utanırım
Son bakışın
Bir ayrılık resmi çiziyor
Sessizlikler yankılanıyor
Küçük küçük odalarda
Gitme desem gidecek misin?
Resmini çizdiğim gibi duruyor kent
Resmimi çizdiğin gibi duruyorum
Adını söyleyecek olsam
Korkmadan baksam yüzüne
Gidecek misin?
Kendine bir mavi seç dedim
Kendime.
Bir mavi, bulut hafifliği
Çocukluğun mavisi, ya da
büyümenin -büyüyememenin-
Yalnızca mavi bir düşüncenin
Mavisi.
Biliyorsun ki,
Sen de
Ve ben de
Bir gün gelecek
Biteceğiz
Beklemekten yorgun düşüp
Ya da gitmekten
Sürekli gitmekten
Sırtlarımız güneşte yanacak bir gün.
Bir yere, sadece bir yere
O yerin üzerindeki küçücük
Bir noktaya
Bakıp bakıp
Düşünemeyeceğiz, ve belki
O noktalar biz olacağız işte, bir gün
Bir düş olacak ve öleceğiz
Hiç yaşamamış gibi
Hiç sevmemiş gibi
Hiç düşünmemiş gibi
Hiç ölmemiş gibi öleceğiz.
Kaldı ki, yine de
Kuşlar dolaşmaya devam edecek üstümüzde
Güneş devam edecek
Mutluluklar seçilecek yine, iplikince
Asılacak boyunlara bir süreliğine
Birkaç kere
Karşılıklı gülünecek
Bir espriye.
Biliyorsun ki,
Sen ve ben
Yani ikimiz
Binlerce hayallerden bir tanesi
Akşam saatlerinde kaldırımlara vuran
O uzun sarı gölgelerden
Yalnızca ikisi
Ve biliyorsun ki,
Gelecek bir gün
Bir gün mor bir uçurum
Bir gün yalnız bir kelime
Yenileceğiz.
Gecenin bir yarısı
Köhne sokaklardan geçerken
Yanıp sönen sokak lambalarından
Anlardım gittiğini
O dar sokaklardan
Gergin yokuşlardan
Geçerken sen
İzlerdim bazen
Gidişini.
Gecenin bir yarısı
Yani o korkutucu ve ıslak sessizlikte
İnce buruk bir ses
Usulca bölerdi
Zamanın durgunluğunu:
"Gitme."
Her yokuşun başında
Rüzgar yüzdürür saçlarını
Bir telini alır götürür
O tel süzülür havada
Süzülür ağır ağır.
Her yokuşun başında
Oradan oraya savrulup durur
bir ağaç
Ve yere düşer bir yaprak
Düşer ağır ağır.
Her yokuşun başında
Bir el arar diğerini
Bir el bulur
Ve bir gülüş öbür gülüşü çağırır
Gözler gözlere dalar
Dalar ağır ağır.
Her yokuşun başında
Sessizlik düşer iki yabancıya
Ve her sessizlik bir bakışı çağırır
Bir bakış ki, kimilerine bir uçurumu hatırlatır
İşte, onlar da düşer
Düşer ağır ağır.
Sürekli bir yere gitme isteği
Rüzgar alır götürür seni
Her sokakta saçının bir teli
kalır
Rüzgara dayanmak zordur
Fakat bu sefer olmalı.
Uzakta
Olabildiğince uzakta başlamak
L'amour touojours, toujours l'amour
Sen
Bir anlık bakışımda
Bir tablo olmuştun gözümde
Ben
Bir anlık bakışında
Bir heykel olmuştum
Her yerimle yalnız
Bir anda
Onurlu ve tatminsizdim
Ömrüm boyunca
Hiçbir anahtar deliğinden
Bakamadığım için
Tatminsiz ve onurlu
Belki de
Sana ulaşamamanın
Zorluğu
Düşünmek
Kendini yerinde hissetmemek
Gidelim gidelim gidelim
Nereye ama, nereye
Nerede değebilirdik birbirimize
Nereye aittik biz, sen ve ben
Ben nerede sen olabilirdim
Sen ve ben, ikimiz
Nereden anlamlı ve derin
Sadece bir an sürmüştü bu
Yerimde değildim.
© Zamanın Gerisinde. Powered by Blogger and Manifest. Converted by LiteThemes.com